11Tem

Günümüzde tarımın karşılaştığı zorluklarla nasıl başa çıkılır?

Tarım, ideal bitki gelişimini ve gıda güvenliğini tehlikeye atan ciddi zorluklarla karşı karşıyadır.

Giderek artan sert iklim koşulları, toprak bozulması ve sürekli küresel nüfus artışı, mevcut doğal kaynakların azalmasına ve verimin düşmesine neden olan etkenlerden yalnızca bazılarıdır.

Bu durum ise, ziyadesiyle gerçek bir ihtiyacı doğurmaktadır: daha verimli olmak zorundayız. İşte bu yüzden bitkiler, su ve besin maddelerini daha iyi optimize edebilmeli ve kuraklık, aşırı sıcaklıklar veya tuzluluk koşulları gibi abiyotik (cansız) stresleri daha iyi tolere edebilmelidir.

Peki, tüm bu zorlukların üstesinden gelebilecek, aynı zamanda verimli ve kârlı olacak bitkileri nasıl elde ederiz? Bunun cevabı, inovasyonda (yenilik) bulunabilir. Okumaya devam edin!

 

Kuraklık tarımsal üretim için risk oluşturuyor

Giderek daha yaygın ve şiddetli hale gelen kuraklık dönemleri, tarımsal sistemler için risk oluşturmaktadır. Suya erişim artık her zamankinden daha zor ve daha masraflıyken, yağış eksikliği, su stresine bağlı olarak verimi etkilemekte ve ortalama %15’e varan verim kayıplarına yol açmaktadır.

Tarım, gıda üretimine ilişkin su tüketiminin (FAO) %72’sini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, çiftçiler için iyi hasat, daha az kaynak ve daha yüksek karlılık arasında doğru dengeyi sağlayan yenilikçi çözümleri sunan da yine tarım olmalıdır.

Gittikçe azalan su kaynakları düşünüldüğünde, suyun her bir damlasından en iyi şekilde faydalanmak elzemdir. Bu, kullanılan su birimi başına daha fazla üretmek anlamına gelmektedir.

 

Sıcaklık arttıkça tarımsal verimlilik düşer

Yetersiz yağışla birlikte sera gazı emisyonlarında gerçekleşen artış, bitkilerin fizyolojik aktiviteleri üzerinde negatif etkiye sahip olan küresel ısınmaya sebep olmuştur. Hasar ölçülebilir durumda olup, FAO’ya göre, yıllık sıcaklığın arttığı her bir derece için verim %4 ila %10 arasında düşmektedir.

Sıcaklıklardaki artış, bitkilerin ısı stresine maruz kalmasına neden olur. Örneğin, şeftalilerde 40°C’den itibaren metabolik bir kapanma tetiklenir, bu noktada besin maddesi taşınımı durur ve meyveler istenen boyut yani kalibreye ulaşamaz, ve neticede, hasatta düşüş meydana gelir.

 

Tuzlu topraklarda bitkilerin dehidrasyonu

Toprak verimliliği üzerinde olumsuz etkisi olan bir diğer ciddi sorun da kötü idare, aşırı gübre kullanımı veya ormansızlaşma nedeniyle tuzluluk oranındaki artıştır. Tuzluluk dünyadaki toprakların %8,7’sini etkilemektedir, ancak daha da endişe verici olan, tarım arazilerinin %20 ila %50’sinin çok tuzlu olmasıdır.

Tuzluluk, kök sistemindeki dehidrasyonun (su kaybı) ana nedenidir. Güçlü bir kök sistemi olmadan turunçgiller gibi bitkiler su ve besin maddelerini düzgün bir şekilde alamaz.

Bitki dehidrasyona maruz kaldığında, fotosentez esnasında, tam da su buharı salınmak üzereyken, gaz değişiminin gerçekleşmesini engeller.  Daha fazla su kaybını önlemek için, bitki fotosentetik aktivitesini azaltacaktır- ki bu, ölümüne yol açabilecek bir mekanizmadır.

 

Artan üretim maliyetleri

Tüm bu koşullar, jeopolitik faktörler nedeniyle girdi ve hammadde maliyetlerinin nasıl yükseldiğini ve fosfor, çinko, bor gibi yenilenemeyen kaynakların kıtlık riski altında olduğunu da gören çiftçiler arasında belirsizlik yaratmaktadır.

Bununla birlikte toplum daha sürdürülebilir bir model talep etmekte, tüketilen gıdalar hakkında daha fazla bilgi edinmek istemekte ve gıdaların menşei ile nasıl üretildiklerini bilmek istemektedir. Düzenleyiciler bu talepleri, bitki koruma ürünlerinde %50, gübrelerde %20 azalma ve alanın %25’inin organik olmasını öngören Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı gibi yeni kısıtlamalar vasıtasıyla karşılamaktadır.

 

Tarım karşısındaki zorlukların üstesinden gelmek: inanılmaz derecede verimli bitkiler

Mevcut koşulların kompleks olduğu ve çiftçilerin kârlılık ile sürdürülebilirlik arasında doğru dengeyi, verimlilik ile kurması gerektiği açıktır. İşte bu nedenle toprağın her bir santimetresine, suyun her bir damlasına ve besin maddelerinin her bir gramına özen göstermek ve bunlardan en iyi şekilde faydalanmak gereklidir.

Peki, inanılmaz derecede verimli bitkileri nasıl elde edebilirsiniz? Symborg olarak biz, cevabın doğada yattığına inanıyoruz: mikroorganizmalar. Ancak herhangi bir mikroorganizma yeterli olmayacaktır. Tarımsal sistemlerin verimliliğini arttırmak için özel nitelikleriyle seçilmiş türlere ihtiyacımız var.

İşte mikorizal fungus Glomus iranicum var. tenuihypharum‘un bunu yapar. Bitkilerle simbiyotik (ortak yaşam) bir ilişki geliştirir. Bu bitki-fungus simbiyozunda, mantarın fotosentez sırasında üretilen şeker karşılığında bitkiye su ve besin sağladığı karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki kurulur. Bu süreç de fungus bitkinin kök sisteminin büyümesini teşvik eder ve fotosentetik aktivitesini artırır. Dahası, mikorizal simbiyoz, bitkilerin CO₂ yakalamasını ve su kullanım verimliliği ile besin kullanım verimliliğinin artırmasını sağlar.

Symborg, çiftçilerin günümüzde tarımın karşılaştığı zorluklarla mücadele etmelerine ve daha verimli, kârlı ve sürdürülebilir bitkiler yetiştirmelerine yardımcı olmak amacıyla bu fungusu temel alan bir dizi biyolojik uyarıcı çözüm geliştirmiştir.

 

Bu biyolojik uyarıcı çözümler hakkında daha fazla bilgi edinmek ve bu zorluklarla mücadele etmeye hemen başlamak ister misiniz? Keşfetmek için buraya bakın: